banner39

28.03.2015, 10:57

Yemen, Suudi Arabistan ve İran'ın son savaş alanı

Suudi Arabistan’ın görünürde komşu hükümetin yardım çağrısına cevap olarak Yemen’de Husi isyancılara karşı askeri koalisyona liderlik etme kararı, ülkelerinin İran tarafından kuşatılmakta olduğuna dair Körfez yetkilileri arasındaki derin korkulardan da kaynaklanıyor.
BAE Dışişleri Bakanı Enver Gargaş, Bloomberg’e verdiği mülakatta bu yönde ifadelerde bulundu: “İran, Husi milislerinin askeri darbesiyle Yemen’de istediği stratejik açılıma kavuştuğunu düşündü. Irak ve Lübnan’da büyük zaferler elde eden İran, Suriye’de de nüfuzunu pekiştirmeye çalışıyor.”
Diğerleri ise İran’ın Yemen’deki rolünün nispeten az olduğunu, oradaki olayların temelde Şii Husilerin devrik devlet başkanıyla ittifak ettiği bir iç mesele olduğunu savunuyor.
Öyle veya böyle, neticede Yemen, Sünni İslam’ın merkezi Suudi Arabistan’la Şii İran arasında vekaleten savaş verilen son alan oldu.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, İran’ı Bahreyn ve ülkenin petrol bakımından zengin Doğu Eyaleti’nde Şii azınlığı karıştırmakla suçluyor. İran ve müttefikleri de Suudileri Sünni fanatikleri desteklemekle itham ediyor. Bu iki güç, her ikisi de IŞİD’e karşı savaşmasına rağmen, Suriye konusunda da mücadele içindeler.
Uzun süren gerginlik
Bu iki büyük güç arasındaki ilişkiler, İslam’ın birbirine rakip yorumları, İslam alemine liderlik etme arzusu, ABD ve diğer Batı ülkeleriyle ilişkiler sebebiyle uzun süredir gergindir. İran, 1979 senesindeki devrimden sonra Suudi Arabistan’ı Amerikan ajanı olmakla itham etti, Suudiler de İran’ı devrimi Irak gibi yerlere ihraç etmeye çalışmakla suçladı. İran ayrıca Suudi Arabistan’ın Mekke ve Medine gibi kutsal mekanlar üzerindeki gözetimini de sorguluyor.
ABD’nin şimdi nükleer programı konusunda İran’la anlaşma yapma çabaları da ABD’nin yakın müttefiki olmaya büyük kıymet veren Suudileri alarma geçirdi. Yemen’de Şiilerin elde ettikleri kazançlar da Suudilerin endişelerini artırdı.
Chatham House’da önde gelen araştırmacılardan Jane Kinninmont, telefonla yaptığı açıklamada, “Onlar İran’ın kendi topraklarına da müdahale edeceklerinden endişe ediyorlar. Arka bahçelerinde İran’ın müdahalesi olarak gördükleri duruma müsamaha göstermeyeceklerine dair İran’a bir mesaj vermeye çalışıyorlar” dedi.
Suriye’de İran destekli Hizbullah savaşçıları Devlet Başkanı Beşşar Esad’a yardım ederken Suudiler de Sünni isyancılara destek veriyor. Irak’ta Şiilerin liderliğindeki hükümet IŞİD’deki Sünni militanlarla mücadele ediyor. İran, bölgeye müdahale ettiğine yönelik isnatları reddediyor ve Sünni idarecileri Şiilere karşı ayrımcılık yapmakla suçluyor.
Ele geçirilen Sana’a
Gargaş, “Yemen’de siyasi bir süreç ve meşru bir hükümet vardı. Altı ay önce İran tarafından desteklenen bu Husi militanlar meşru hükümeti devirdi, siyasi süreci mahvetti. Yemen’deki darbe stratejik bir değişiklikti” dedi.
Geçen ay Suudi destekli Devlet Başkanı Abdurrabu Mansur Hadi’yi Yemen’in başkentinden çıkmak zorunda bırakan Husiler, Şiilikle bağlantılı Zeydi fırkasındanlar. Husiler, Sana’a’yı ele geçirmek için kuzeydeki üslerinden geçen sene çıktılar. Bunlar iktisadi iş birliğini görüşmek üzere bu ay Tahran’a bir heyet göndererek İran’la bağlarını kuvvetlendirdiler.
Suudi Arabistan ve müttefiklerinin Yemen’de Husi isyancıların mevzilerini bombalamaya başlamalarından birkaç saat sonra İran saldırıları kınadı. İran parlamentosunun milli güvenlik ve dış politika komitesinin başkanı Alaaddin Burucerdi, saldırıların dönüp sonunda krallığı da vuracağı uyarısında bulundu.
İran devlet radyosuna konuşan Burucerdi, “Yemenlilerin meseleleri bizzat Yemenliler tarafından çözülmelidir. Suudi Arabistan kendisini tehlikeli bir girdabın içine soktu” dedi.
Askeri manevralar
Bu ifadeler, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki operasyonu Yemen’de “meşru hükümeti ele geçirmekten korumak” olarak tarifiyle çelişiyor. Suudi devlet televizyonu askeri görüntüler ve hava kuvvetlerinin manevralarını yayımlıyor, Savunma Bakanı Muhammed bin Selman’ı personeliyle savaş odasında toplanır vaziyette gösteriyor.
Körfez uzmanı ve İspanya’da Barcelona Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin önde gelen araştırmacılarından Eckart Woertz, telefonla yaptığı açıklamada, “Bu Şii karşıtı hissiyat sadece siyasetten kaynaklanmıyor, Vehhabilikteki şiddetli Şia karşıtı duruştan da kaynaklanıyor. Bu husumeti gösteren çok görüntü ve hassasiyet var” dedi.
Körfez uzmanı ve Carnegie Endowment for International Peace kurumunun Orta Doğu programının kıdemli araştırmacılarından Frederic Wehrey, e-mail ile gönderdiği mesajda, olayların tırmanması ve “Yemen’in egemenliğinin savunucuları olarak Husilere olan halk desteğinin artması, El Kaide ve IŞİD gibi terörist gruplara da daha fazla yayılmaları için fırsat doğması” riski olduğunu dile getirdi.
Libya gibi
O, “Ben bu operasyonun net tesirinin, Yemen’in gelecekteki rotası için son derece tehlikeli olacağını düşünüyorum” dedi.
Yemen’deki çatışmalar, 1990’a kadar iki ayrı devlete bölünmüş olarak gelen Yemen’in Libya gibi parçalanabileceği endişelerine yol açtı. Libya’da iki rakip hükümet var ve bunların milisleri şehirlerin, havaalanlarının ve petrol sahalarının kontrolü için savaşıyor. Yemen’de merkezi otoritenin zayıflığı da zaten ülkede El Kaideye operasyonlarını genişletme imkanı getirmişti.

Yazarlar: Glen Carey ve Nafeesa Syeed
Kaynak: Bloomberg
Dünya Bülteni için çeviren: Mehmet Şeyhoğlu

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?