banner39

Türk Entelijansiyası ve İktidar

Dübam Yuvarlak Masa Toplantıları, Türk Entelijansiyası ve İktidar

Yuvarlak Masa Toplantıları 30.07.2011, 17:28 23.04.2014, 15:26
Türk Entelijansiyası ve İktidar

 

RAPOR

TOPLANTI METNİ

FORUM

VİDEO

-

GENEL DEĞERLENDİRME

 

1- İbrahim TIĞLI

Aynur Erdoğan-DÜBAM- Dünya Bülteni

Dünya Bülteni olarak ayda bir düzenleyeceğimiz toplantılardan ilkinin konusu, Türk entelijansiyası ve iktidar idi. Abdurrahman Arslan ve Ömer Laçiner’i konuk ettiğimiz toplantıda Akif Emre’nin de katıldığı canlı bir beyin fırtınası gerçekleşti. Toplantıya müzakereci olarak Ertuğrul Aydın,  Murat Şentürk, İbrahim Tığlı, Adem Başpınar katıldı.

Gerçekleştirdiğimiz 'Yuvarlak masa toplantısı' hazır bulunan müzakerecilerin değerlendirme yazılarıyla da açımlanarak Dünya Bülteni'nde yayınlanarak konuyu tartışmaya açılacak ve okuyucularıımızdan gelecek katkılarla yeni çalışmalara öncülük etmesini ümit ediyoruz.

Toplantıda; 19. yüzyıl modernleşme politikaları, Cumhuriyet’in ilanı, Cumhuriyet tarihinde liberal ve neo-liberal politikalara geçiş gibi siyasi tarihimizde dönüm noktası sayılabilecek evrelerde entelektüelin üstlendiği role odaklandık. Toplum nezdindeki üstün konumundan dolayı entelektüelin göreli olarak bağımsız bir statüde olması ve toplumsal değişimin fikir mimarlarından olarak muhalif bir duruş sergilemesi beklentisine işaret edildi. Bu beklentiye rağmen söz konusu tarihi evrelerde iktidarın tercihlerini eleştirmek yerine bu tercihleri teorize etmek suretiyle ve hatta zaman zaman uygulayıcı pozisyonlar edinerek meşrulaştırıcı bir işlev üstlendiği kayda geçti.

*

 

RAPOR -   TOPLANTI METNİ -   VIDEO

*

GENEL DEĞERLENDİRME

1) Türkiye’de aydın-iktidar sorunu (İbrahim TIĞLI)

Yorumlar (8)
Ali Ruşen 11 yıl önce
Toplantı gerçekten verimli olmuş. Son yıllarda birçok kimsenin farkında olduğu ancak değişik nedenlerle dillendirilmeyen bir gerçeğin biraz daha teorik bir zeminle beraber ele alınması ile aslında bir nevi durum tesbiti gibi oldu. Ömer Laçiner’in tesbitlerini de önemseyerek okudum. Gerçekten damdan düşenin halini damdan düşen anlarmış. Benzer tecrübeleri farklı düşünce akımları yaşayabiliyor ve
Ali Ruşen 11 yıl önce
fikir namusu taşıyanlar bunu paylaşabiliyor. Bütün bu toplantıda okurken içimi acıtan ise Abdurrahman ağbinin şu tesbiti oldu; “… Fakat bu neoliberal sistemin Müslümanlar için neleri getirip neleri götürdüğü hususunda ise bence şimdilik analiz yapmaktan uzak duruyorlar…..bence Müslüman entelektüel bu analizi yapacak ne kapasiteye sahiptir ne de öyle bir istek taşıyor”…
Ali Ruşen 11 yıl önce
”… Benzer bir tesbiti şu sıralar okuduğum McNeil Dünya Tarihi kitabında yapıyor. Bağlamı biraz farklı ancak tesbitin yarısı aynı. McNeil batı medeniyetinin yükseliş döneminde İslam dünyasının tavrını değerlendirirken yapıyor bunu. Mealen diyor ki İslamların bu yeni koşulları değerlendirecek akli kapasiteleri vardı ancak bunları değerlendirme isteği taşımadılar….
Ali Ruşen 11 yıl önce
Bugün de yine –Türkiyedeki özel şartlar içinde- iktidarla beraber dünyevileştiler ve bir yenilgiye doğru yuvarlanırken yine ne olduğunu anlamaya isteksizler. Düşünce sisteminde ahiret kavramı olanların bu duruma düşmesi ise üzücü.Ancak son yüz yıllık İslami tecrübeyi de göz önünde bulundurmak lazım. Değişik İslam ülkelerinde modernizmin değişik versiyonları (kapitalizm, sosyalizm, ulusçuluk…)
Ali Ruşen 11 yıl önce
Çünkü batı medeniyetinin yükselme şartları oluşurken İslamlar (Müslümanları böyle nitelendiriyor) maddi olarak iyi durumdaydılar, iyi bir hayatları vardı…vb…İslam medeniyeti geçmişte Müslümanların kapasitesi olduğu halde sırf gereğinden fazla dünyevileştikleri için yeni gelişmeleri takipteki isteksizliklerinden dolayı tarihteki üstünlüğünü yitirdi.
Ali Ruşen 11 yıl önce
başarılı bir şekilde analiz edilip, eleştiriye tabi tutuldu ve İslami söylem yükseltildi. Türkiye İslamcıları da belki duygusal olarak iddialı ancak fikri olarak biraz geriden gidiyor. Kapasitelerinin olmaması gibi bir tesbit bana göre biraz haksızlık olur. Ancak az okudukları kesin. Yazdıklarından veya yazamadıklarından bunu anlamak mümkün. Selamlar
Hüseyin KIR 11 yıl önce
Öncelikle toplantıyı düzenleyenlere ve katılımcılara teşekkür etmek istiyorum. Bu konunun alt başlıklarla ele alınması gerekiyor. Neoliberal söylemin dışında farklı bir yaklaşımın dillendirilmesinden özellikle kaçınan günümüz entellektüellerinin, tarihi arkaplanlarını da belirtilerek ele alınması , durumlarının tespit edilmesi gerçekten çok önemli. İktidara eklemlenmeyi marifet sayan günümüz aydını sisteme hizmet ettiğnin farkında değil. Farkında olmak işine gelmiyor da diyebiliriz. Muhalif bir duruşa sahip olmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu düşünüyorum.
Ayşe 11 yıl önce
Toplantıda işaret edilen "vatanı kurtarma kaygısı" taşıyan Meşrutiyet aydını bir bakıma kendini Tanzimat aydınına karşı konumluyordu. Tanzimat aydını hayranlık ve kendini aşağılama duygusuyla körü körüne Batıyı taklit ediyordu, onlara göre. Batının “hasta adamın” terekesine göz diktiğini fark eden Meşrutiyet aydını kendi dinamiklerinden hareketle hayatta kalma stratejisi üretmeye çalıştı. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük bu stratejilerin adıydı. Her ne kadar birbirlerine karşıt olarak konumlansa da bu düşünsel ve siyasal akımlar zengin bir entelektüel dünyanın ürünüydüler. O süreçte modernleşmenin getirdiği çelişkilerin bu ideolojiler çerçevesinde tartışıldığı canlı bir düşünce dünyası oluşmuştu. Ve fakat Birinci Dünya Savaşı ve ardından Cumhuriyetin ilanı Türkçülükte karar kılınan bir rotayı dayattı… Düşünsel olarak kendini üretme sürecinin başında olan ve içlerinde muhalefet potansiyeli taşıyan İslamcılık ise düşman ilan edilerek bütün düşünsel birikimi ve tartışma konularıyla birlikte gömülmek istendi. Şimdi, her hareketinde mezardan hortlamaya çalışan zombi muamelesi gören ve resmi ideolojinin panzehiri olan İslamcılığın muhalif ve alternatif söylem üretmesine izin verilmeden ülkenin aydını hangi gerçeklikle yüzleşebilir ve hangi entelektüel bilgiyi üretebilir? Ve hele bir de İslamcılar bu kendilerine yüklenen marjinalleştirme siyasetini içselleştirmişlerse…
31
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?