Heykelsever padişah; Sultan Abdülaziz

Sultan Abdülaziz, hayvanlara karşı özellikle de kaplan ve aslanlara karşı ilgisi sebebiyle Çırağan ve Beylerbeyi Sarayı bahçelerine Geyiklik ve Aslanhaneler inşa ettirmiştir. Fransa’dan Beylerbeyi Sarayı ve Çırağan Sarayı bahçelerini süslemek için bronz, mermer heykeller ve vazolar sipariş edilmiştir.

Heykelsever padişah; Sultan Abdülaziz

Emre Gül /Tarih Dosyası /Dünya Bülteni

Sultan Abdülaziz, hayvanlara karşı özellikle de kaplan ve aslanlara karşı ilgisi sebebiyle Çırağan ve Beylerbeyi Sarayı bahçelerine Geyiklik ve Aslanhaneler inşa ettirmiştir. Bu ilginin bir sonucu olarak da kendi döneminde Fransa’dan Beylerbeyi Sarayı ve Çırağan Sarayı bahçelerini süslemek için bronz, mermer heykeller ve vazolar sipariş edilmiştir. Sonraki dönemlerde Yıldız Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’na taşınan bu eserler, Fransız zanaatçı ve heykeltıraş Pierre Louis Rouillard tarafından yönetilen bir ekip tarafından yapılmıştır. Abidevi hayvan heykelleri üzerinde uzmanlaşmış olan Rouillard, o dönemdeki uygulamaların aksine olarak çalışma arkadaşlarının da eserlerde imzalarının bulunmasına izin vermiştir.

Böylece kendisiyle birlikte Isidore Bonheur, Louis Joseph Doumas, Hippolyte Heizler, Louis Joseph Leboeuf ve son olarak Paul Edouard Delabriere’nin isimleri de ölümsüzleşmiştir. Pek çok sanat eserini meydana getiren Rouillard’ın üstlendiği en önemli çalışma ise yukarıda sözü edilen ve toplam 24 hayvandan oluşan heykel koleksiyonudur. Koleksiyon, 12 tane bronz, 10 tane mermer heykel yanında ayrıca 8 tane bronz vazo ile 2 tane mermer frizden oluşmaktadır. Sultan Abdülaziz, Sultan II. Abdülhamid, Sultan Mehmed Reşad dönemlerinde saraylarda yapılan bahçe düzenlemelerine ve padişahların arzusuna göre pek çok kez yer değiştiren ve 1864 yılında Thiebaut dökümhanesinde yapılan bu koleksiyon, farklı sebeplerden dolayı bugün saray bahçelerinde değildir.

Bunlardan ilki “Şaha Kalkmış Özgürlük Atı” adı verilen heykeldir. Sipariş listesinde bir çift oldukları belirtilen bu eser, Beylerbeyi Sarayı, Ahır Köşk’ün önünde yer almaktadır. Atın sağ ayağı havada ve bir şey karşısında irkilmiş şekildedir. Bir dönem Yıldız Sarayı Şale bahçesinde kullanılan heykelin diğer eşi ise birçok defa yer değiştirmiştir. 1950’de Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilen Gazi Ahmet Muhtar Paşa köşkünde yer almakta iken, köşk içerisindeki eşyaların satışı için bir müzayede yapılmıştır. Müzayedede heykeli satın almak isteyen Hacı Ömer Sabancı ve Vehbi Koç arasında yaşanan çekişmeli bir açık arttırmanın sonucunda Şaha Kalkmış Özgürlük Atı bugün Sabancı Müzesi bahçesindeki Beyaz Köşk’ün simgesi olmuştur.

Diğer bir parça da bugün Kadıköy meydanında bulunan “Dövüşen Boğa” heykelidir. Şale Kasrı’na ait fotoğraflardan buraya konulmuş olduğu anlaşılan heykel, 1950’den önce Kadıköy, 1951-1961 yılları arası Spor Sergi Sarayı, 1969’dan sonra Kadıköy Kaymakamlık Binası önüne, 1990’dan sonra ise bugünkü yerine konulmuştur. Bölgenin önemli sembollerinden biridir. Beylerbeyi Sarayı büyük havuzu yakınında bulunan“Böğüren Boğa” ise diğerinin aksine sakin bir şekilde yapılmıştır.

Şekli hakkında gravür ve fotoğrafa rastlanmayan tehlike karşısında korkan Geyik “Hamle” hayvan heykeli koleksiyonu arasındaki ilk Geyik örneğidir. Bugün Yıldız Korusu’nun Ortaköy girişi yakınındaki tek bacağı kopmuş haldeki heykelin onun tanımına uyduğu söylenebilir. Bunun dışında “Kaçan Geyik”, Beylerbeyi Sarayı Harem bahçesinde Amerikan Geyiklerine benzeyen, “Umutsuz Durumdaki Geyik”, yine aynı yerde bulunan “Yavrusunu Emziren Geyik” ve ilk yeri Yıldız Sarayı Şale bahçesinde olan, bugün ise Emirgan Korusu, Sarı Köşk bahçesindeki “Su içen Dişi Geyik ve Yavrusu” ndan oluşan seri önemli hayvan heykelleridir. Bu seri içerisindeki en önemli eser ise “Dinleyen Geyik” heykelidir. Beylerbeyi Sarayı Harem bahçesinde bulunan heykel “P.Rouillard Dirt-Heizler Sculpt”  imzalarını taşımaktadır. 12 yıl sonra Vald’Osne tarafından çok az farklarla kopyaları yapılmıştır. Avrupa Geyiği de denilen bu eserin Amerikan versiyonu 1877 ‘de Heykel sergisine yerleştirilmiştir. Diğer kopyaları ise, Senlis şehri meydanı, Gien Şatosu avlusu, Uluslararası Av Müzesi, Rambouillet’de Faure&Rey’de yer almaktadır.

Geyik heykellerinin ardından koleksiyonun diğer önemli serisini Aslan heykelleri oluşturmaktadır. Bugün Şehzadebaşı Caddesi’nde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önündeki “Bir Kaktüsün Üstünden Zıplayan Aslan” heykeli bunların ilkidir. Bronz’dan yapılmış olan ve iki yavrusunu karşı karşıya kaldıkları tehlike karşısında korumak için harekete geçmiş, “Yavrularını Toplayan Dişi Aslan” Beylerbeyi Sarayı, Mermer Köşkü önünde, yine aynı sarayın Selamlık girişinin iki yanında ve mermerden çift olarak yapılmış “Dinlenen Aslan, Kafası Solda” ve “Dinlenen Aslan, Kafası Sağda” heykelleri durmaktadır. Eski fotoğraflarda Beykoz Kasrı’nın bahçesinde görülen “Top Tutan Aslan” heykelinin bir kopyası ise Beylerbeyi Sarayı Harem girişinde yer almaktadır. Seride “Pınarda Pusu Kurmuş Aslanlar”“Kayalıkta Pusu Kurmuş Aslanlar” ve “Dinlenen Aslan” heykelleri 1900’lerde Beylerbeyi Sarayı I.set bahçesindeki havuz çevresine yerleştirilmiştir. Bunlar dışındaki iki Aslan heykeli ise bugün Dolmabahçe Sarayı Hasbahçesi’nde Saltanat Deniz Kapısı yanındaki “Timsah Üstündeki Aslan” ve en son Beykoz Kasrı içersinde yer alan şimdi ise nerde olduğu bilinmeyen “Yılan Üstündeki Aslan” çalışmalardır. Son olarak, Çırağan Sarayı bahçesi için yaptırılan iki adet dişi aslan heykeli ise 17 Temmuz 1911’de Dolmabahçe’ye gönderilmiştir.

Mermer hayvan heykelleri arasında Beylerbeyi Sarayı, Selamlık bahçesi içerisinde iki tane de Kaplan heykeli bulunmaktadır. Bunlardan ilki havuz kenarında dişi kaplanın oklu kirpiyi avlarken canlandırıldığı “Oklu Kirpi Tarafından Yaralanmış Dişi Kaplan” ve Deniz Köşkü önünde, güçlü ve asil görünüşüyle kendinden emin bir şekilde “ Yürüyen Kaplan Kral” heykelleridir.

1865 yılında Thiebaut dökümhanesinde üretilen bronz vazolar da Sultan Abdülaziz dönemindeki heykel siparişleri arasında yer alan parçaların bir kısmını oluşturmaktadır. Heykellerde olduğu gibi Pierre Louis Rouillard ve çalışma arkadaşlarının eserleri olan bu vazoların yüzeyinde hayvanların birlikte ve dövüş sahnelerinin canlandırıldığı rölyefler bulunmaktadır. 8 farklı tipteki bu rölyefler ikili şekilde vazolara işlenmiştir. Bir dönem Beylerbeyi Sarayı Mermer Köşk ile Deniz Köşkü önünde ve Yıldız Sarayı, Şale bölümü bahçelerinde kullanılan vazoların bugün 4 tanesi Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu girişinde, 2 tanesi Medhal Salon girişinde son 2 tanesi ise Saltanat Kapı girişinde bulunmaktadır. Pierre Louis Rouillard tarafından yönetilen ekip tarafından yapılan bu bronz ve mermer heykeller ile bronz vazolar, saray bahçelerinin estetik kurgulanmasına katkı sağlayan döneminin değerli sanat eserleridir. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının ön bahçesinde bulunan iki geyik ve bir aslan heykeli Dolmabahçe Sarayı’ndan buraya taşınmıştır. Üslup olarak Rouillard’ın üslubuyla benzerlik göstermekteyse de üzerinde sanatçısının ismi yoktur.

Kaynaklar:

SEÇEN, Emine Atalay, “Son Dönem Saray Bahçelerini Süsleyen Heykeller”, Milli Saraylar Dergisi, S.7, s.19-39, 2011.

Güncelleme Tarihi: 17 Eylül 2011, 13:37
YORUM EKLE

banner33

banner37