banner15

Ramazan'a özgü saray geleneği : 'Huzûr Dersleri'

Padişah etrafında yarım daire şeklinde toplanan muhataplar da mukarir de her derste değişirdi. Padişahın yanı başında baş âlim konumunda oturan “mukarir” denilen bir kişi bulunur ve dersi öncelikli olarak bu mukarrir yürütürdü.

Ramazan'a özgü saray geleneği : 'Huzûr Dersleri'

Zeynep Güngördü / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni                                                                          

1759’dan 1924’te kadar devam etmiş, bir gelenek halini almış olan ve “Huzûr Dersleri” adı verilen “Tefsir Dersleri”,  padişahın huzurunda yapıldığından ötürü bu adı almıştır.

Bu dersler, tefsir, bazen de hadis dersi olmak üzere Ramazan ayında, mukarrir ve muhatab denilen hocalar eşliğinde yapılırdı. Bazı zamanlar devlet adamları veya sarayın ileri gelenleri de katılırdı. Padişah etrafında yarım daire şeklinde toplanan muhataplar da mukarir de her derste değişirdi. Padişahın yanı başında baş âlim konumunda oturan “mukarir” denilen bir kişi bulunur ve dersi öncelikli olarak bu mukarrir yürütürdü. Mukarirleri devrin şeyhülislamı seçerdi. Yarım daireyi oluşturan muhatapların sayısının ise 100’e kadar çıktığı görülmüştür. Bu âlimler derse hazırlanarak gelir, gerekli yerlerde fikirlerini beyan ederlerdi. İlk etapta mukarrir konuyu açıklar ve sözleri bitince muhataplar soru sorabilirlerdi. Böylece dersler karşılıklı tartışmalar şeklinde geçen bir ilim sohbetine dönüşürdü.

Temel kaynak olarak Kadı Beydâvî’nin “Envârü’t-tenzil ve esrârü’t-te’vil” adlı tefsirinden yararlanılarak yapılan Huzûr Dersler’i, özellikle son dönemlerde ikindi vaktinden akşam vaktine kadar haftada iki gün iki saat şeklinde 8 ders olarak düzenleniyordu. Padişahın huzurunda tartışılacakları konuyu, âlimlerin daha evvel kendi aralarında mütalaa etmeleri kesinlikle yasak olup, konu olarak cihad, gazâ ve şecaata (cesaret) dair meselelerin tartışılmasına özen gösterilmekteydi.

Bu derslerin sonunda, mukarrir ve muhatablara hediye olarak; cübbe, şal, Şam işi kumaş, Halep işi kumaş gibi hediyeler ile altın verilirdi.

Fatih döneminden itibaren bizzat padişahlarında katıldığı ilmî sohbetler yoğunlaşmış, ancak bunların düzenli bir şekil alması 18.yy.’ın ortalarından sonraya rastlamıştır.   

Tam anlamıyla Huzur Dersleri’ne örnek olabilecek ilk uygulamayı III.Ahmed zamanında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın yaptığını söyleyebiliriz. Mesela;  Sultan Abdülaziz döneminde Dolmabahçe Sarayı’nın Muayede Salonu’nda yapılan Huzur Dersleri, II.Abdülhamid zamanında Yıldız Sarayı’nın Çit Kasrı’nda yapılıyordu. Sultan Vahdettin ve Halife Abdülmecid Efendi zamanında ise Dolmabahçe Sarayı’nda devam eden derslerin sonuncusu Mayıs 1923’te gerçekleştirilmişti.

4 Mart 1924’te halifeliğin kaldırılmasıyla son bulan bu dersleri  meşhur Hukukçu Ord.Prof. Ebül’ûla Mardin, eserin ilk cildi 1951’de diğer ciltleri 1966’da olmak üzere  “Huzûr Dersleri” adıyla 3 cilt halinde öğrencisiyle beraber kitap haline getirmiştir.

 

Kaynaklar:

Resim: Hüseyin Avni Lifij’in Huzur Dersi konulu yağlı boya tablosu.

Mehmet Zeki Pakalın, “Huzur Derleri”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İst.1983, c.1, s.860.

Ebül’ûla Mardin, Huzûr Dersleri, c.II-III., İst.1966.                        

Raşîd Tarihi, c.1,s.161.

Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilatı, s.215-222.

Mehmet İpşirli, Huzur Dersleri, DİA, c.18, s.441-444.

Güncelleme Tarihi: 22 Ağustos 2011, 23:41
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustakim
Mustakim - 8 yıl Önce

Çok istifadeli bir yazı. Bana bu tür örneklerin. İş adamları nezdinde farklı alanlarda günümüze taşınabilineceği fikrini çağrıştıryor.Zamanımız'da Alakasız televizyon kanallarının dini sohbetleri dışında insanımızın faydalı ve fyizli İlmi sohbetlere ihtiyacı çok fazla olduğunu düşünüyorum...Bu ülkede artık önceliğin İslami ilimlere verilmesi gerekiyor.

gezgin
gezgin - 8 yıl Önce

ilmiye alanında ilgi çekici konulardan biridir.aktardığınız için teşekkürlerimi sunar.devamının gelmesini dilerim.

banner39

banner36

banner37

banner35